Sign In

Cengiz Çekil

Bugün de yaşayan bir sanatçı

Çekil, 1970’lerde başlayan sanat üretiminde öncü ve yenilikçi yaklaşımıyla sanatçı kimliğinin yanı sıra akademisyenliğiyle de dikkat çeken Türkiye çağdaş sanatının önemli köşetaşı isimlerinden biriydi..

*İçinde yaşadığı dönemin sosyo-politik  yansımalarını eserlerine taşıyan Cengiz Çekil, enerji, zaman, inanç, ölüm gibi temel kavramları ele almasıyla evrensel bir dil kurarken bir yandan da yerel kültürden beslenen üretimleriyle dikkat çeken bir sanatçı. Doğduğu coğrafya, çocukluğu, babasıyla kurduğu ilişkinin de eserlerine yansıdığını gördüğümüz sanatçı, gündelik ve hazır nesneleri işlevlerinden soyutlayarak ürettiği yerleştirmeleriyle geleneksel sergileme biçimlerine, ticari sanat anlayışına karşı da bir tavır sergiler. 80 darbesinin toplum üzerinde yarattığı sinikliği ve korkuyu Maşallah ve Evet serilerine dönüştürür, yine o yıllarda taşrada öğretmenlik yaparken evi taşlandığında İletişim Taşı adlı bir iş üretir. İşlerinde sıklıkla kullandığı mezar ya da mezar taşlarıyla ölümün düşünceleri öldüremeyeceğini, enerjinin kaybolamayacağını anlatır. Tıpkı geride bıraktığı eserleri gibi…

*1970’lerde başlayan sanat üretiminde öncü ve yenilikçi yaklaşımıyla sanatçı kimliğinin yanı sıra akademisyenliğiyle de dikkat çeken Türkiye çağdaş sanatının önemli köşetaşı isimlerinden biri Cengiz Çekil. Ancak 2015 yılında kaybettiğimiz sanatçının eserleri 2010’da Vasıf Kortun’un küratörlüğünü yaptığı Rampa’daki retrospektif sergisinden sonra ilk kez bu denli kapsamlı bir sergiyle izleyiciyle buluşuyor. Cengiz Çekil’in 2011’de New York’taki The Museum of Modern Art’ın (MoMA) koleksiyonuna dahil edilen Günce adlı 1976 tarihli işi, bir hatıra defterine yaklaşık iki ay boyunca o günün tarihini atarak bir mühürle not düştüğü “Bugün de Yaşıyorum” cümlesinden oluşuyor. Arter’deki retrospektif sergi başlığını, 80 darbesi öncesinde gündelik hayatın olağanlaşan şiddet atmosferinde hayatta kalmanın olağanüstülüğünü, korkuya karşılık umudu naif bir dille anlatan bu cümleden alıyor. Böylece sergi, Çekil’in “bugün de” eserleriyle yaşadığını izleyiciye hatırlatıyor.

*Serginin küratörü Eda Berkmen “Bugün de Yaşıyorum” sergisini kurarken Çekil’in çeşitliliği ve kapsamı geniş sanat pratiğini, izleyicinin dolayımsız bir şekilde eserlere odaklanabilmesine olanak sağlamaya çalışarak kurgulamış. Uzun yıllardır izleyiciyle buluşmayan, yeni kuşakların neredeyse hiç karşılaşmadığı eserleri müze içinde konumlandırırken kategorize etmek yerine doğrudan ve açık bir sergileme biçimini tercih etmiş. Berkmen’in sergide yer vermek istediği olmazsa olmaz eserler ise 1980’li yılların sonunda ürettiği Düzenleme ismini vererek numaralandırdığı yerleştirmeleri, 1995 İstanbul Bienali’nde Aya İrini’de sergilenen Sağır Çığlık ve şaşırtıcı mekanik bir düzenek olan Yerleştirme 96 isimli yapıt.

*Çocukluğun doğasından etkilenerek ürettiği Çocukluktan Beri, Çocukluğa Doğru işini onun  ağzından aktaralım:

“Çocuk yılan boğar.” Türkçe bu deyim çocukların tehlikeyi, tehlikeli şeyleri bilmemelerini anlatır. Çocukluğumda kendi oyuncaklarımı kendim yapardım. Sandalyeden kamyon yapmak gibi. Bu işim de böyle bir hissedişin üründür. Boş Coca Cola şişeleriyle; pilli, ampullü, tehlikeli patlayıcı bir düzeneği çağrıştıran oyuncaklar yaptım. Bu işi Paris’te 1974 yılında yaptım. Temmuz 1975’te sergiledim. İşin yapılış tarihi, dönemi, işi ve duruşunu tanımlayan, anlatan bir unsur olduğu için ilk yapıldığı tarihi belirtmek istedim. İstanbul’da sergilediklerimde ilk örneklere sadık kalarak yeniden ürettiğimi belirtmek için 1974 ile birlikte 2010 tarihini de yazmıştım. Sergilendiği zaman pillerin olması, ampulün yanması, biraz ‘kola’nın da olması işi yaşatacaktır. Pil kutusunu da ona göre tasarladım.

*Cengiz Çekil’in eğitiminden pratiğine, akademi ve kültür üretimlerine katkılarından işlerinin yer aldığı sergi ve koleksiyonlara hayatını ayrıntılandıran arşivi, SALT Araştırma tarafından sınıflandırılarak 2020 yılında dijital ortama aktarıldı. SALT aynı yıl “Cengiz Çekil: 21.08.1945-10.11.2015” yayınını da basılı olarak erişime sundu. Türkçe ve İngilizce dillerinde ayrı hazırlanan kitap Erden Kosova’nın kaleme aldığı monografiyle açılıyor; Ahu Antmen, Sevgi Avcı, Vasıf Kortun ve Sarah Neel-Smith’in yazıları ile Vahap Avşar ve Hans Ulrich Obrist’in söyleşilerini bir araya getiriyor. Beraberinde bağımsız bir kitap formunda oluşturulan “Cengiz Çekil Okulu” ise Çekil’in öğrencilerinden Vahap Avşar’ın 2015’te ürettiği aynı adlı videonun dökümünü sunuyor. Vasıf Kortun tarafından düzenlenerek yayıma hazırlanan metin, Avşar’ın 1995’te Ankara’da başlayarak 20 yıl boyunca Çekil’le belli aralıklarla yaptığı samimi ve incelikli söyleşilerden meydana geliyor.